SOSYAL MEDYA VE MUTLULUK


Mislina İNCE
PDR Öğrencisi


İnsan mutlu olmak isteyen ve mutluluğu arayan bir canlıdır. Davranışlarımızın en nihai amacı mutlu olmaktır. İnsanlar, kısa süreli mutlu olduklarını dile getirseler de aranan yaşam boyu mutluluktur.

Mutluluk Nedir?


İlk olarak mutluluk nedir ile başlayalım. İnsanların uğruna bu kadar mücadele ettiği, çaba sarf ettiği mutluluğun tanımı elbette bireylere göre farklılık göstermektedir.
Psikanalizin kurucusu olan Sigmund Freud, mutlulukla ilgili kavramlara daha çok “Kültürdeki Huzursuzluk” adlı kitabında yer vermiştir. Freud’un bu kitabından da anlayacağımız üzere mutluluğa bakış açısı genel anlamda hazza dayanmaktadır. Sigmund Freud’a göre mutluluk, haz (zevk) hissidir. Freud’a göre mutluluk bastırdığımız duyguların, engellediğimiz ihtiyaçların doyurulmasından gelir. Fakat Freud’un bahsettiği yalnızca hedonik (zevk) mutluluktur.


Her bireyin mutluluğa bakış açısı ve mutluluk tanımı farklıdır. Bazıları mutluluğu doyasıya yaşamak ve hissetmek isterken bazıları da mutluluğunu sanal ortamlarda paylaşmak ister.

Sanal Mutluluk


Araştırmalara bakıldığında mutlu olduğunu göstermek isteyen insan sayısı daha fazla. Teknolojinin özellikle internetin gelişmesiyle sanal mutluluklar çoğaldı. İnsanlar kendilerini iyiymiş gibi, zenginmiş gibi, sahipmiş gibi ve mutluymuş gibi göstererek kısa süreli mutlu oluyorlar. Peki gerçekten de sosyal medya insanları mutlu ediyor mu? Sosyal medya kullanımları arttı. Yapılan araştırmalara bakıldığında yalnızca kentte değil köylerde bile internet kullanımının arttığı gözlenmekte. İnternet ve sosyal medya hayatımızın merkezi haline geldi.

Sosyal Medyaya Dair


Burada sosyal medya nedir; sorusu akla geliyor. Sosyal medya ve mutluluk ilişkisine geçmeden önce sosyal medya kavramını inceleyelim.


Sosyal medyayı genel anlamda tanımlayacak olursak, kullanıcıların paylaşım yapmalarına olanak sağlayan internet tabanlı sistemlerdir. Sosyal medya insanların fikirlerini, deneyimlerini, yaşantılarını, hislerini, anlatmak istediklerini paylaşmalarına yaramaktadır. İçerisinde kişisel fotoğraflarımızın, videolarımızın, belgelerimizin de yer aldığı sosyal medyalar uzaktaki arkadaşımızı ya da ailemizi yakınlaştırıp bize yeni insanlarla tanışma fırsatı sunmaktadır. Yapılan araştırmalar ve rapor sonuçlarına göre en fazla kullanılan sosyal medya platformları; Facebook, YouTube, WhatsApp, Instagram, Twitter ve LinkedIn olarak sıralanıyor.

Sosyal Medyanın Etkileri


Her geçen gün internet kullanımı, sosyal medya kullanıcıları ve sosyal medya platformları artıyor. Kullanılan ve üye olunan sosyal medyalar her bireyi farklı yönden etkiliyor. Sosyal medya hesaplarının nasıl kullanıldığına bakılarak bireyi hem olumlu hem de olumsuz yönde etkilemektedir diyebiliriz. Bireyin gelişimine katkı da sunabilir, çatışma ve tartışma ortamı yaratarak bireyi olumsuz yönde de etkileyebilir.


Sosyal medyanın olumlu etkilerine bakacak olursak; Kültürleri birleştirir, dünyanın diğer ucundaki insanın kültürünün nasıl olduğunu öğrenmemize olanak sağlar. Bireyin kendini keşfetmesine olanak sağlar. Bilgilenmemizi sağlar, birçok şeye kolay yoldan ulaşmamızı sağlar. Belki de alacağımız bir mesaj hayatımızın değişmesine neden olabilir. Uzaktan eğitim sürecinde öğrencilere sağladığı faydalara ve avantajlara hep birlikte şahit olduk. Yalnızca öğrencilere de değil, iş dünyasına; toplantılara, haber bilgi ağına kolay yoldan ulaşılmasına…

Sosyal medyanın olumsuz etkilerine bakacak olursak; Ekran başında fazla geçirilen süre, bir türlü telefonu elinden bırakamayıp sosyal medyadan çıkamama, bağımlılığın ortaya çıkması. Paylaşılan fotoğraflarla kendi fotoğraflarını kıyaslama, aşağılık kompleksinin oluşması ve kişinin kendine küsmesi. Bireyin takip ettiği ünlülere yahut arkadaşlarına benzeme isteği, onlar gibi yer, içer ve gezerse mutlu olabileceği düşüncesi, beden imgesinin yetersiz hissedilmesi. Sosyal medya hesaplarına başkaları tarafından erişim sağlanarak bilgilerine ulaşılması, siber zorbalığın yaşanması…

Sosyal Medya ve Mutluluk İlişkisi


Her zamankinden daha çok mutluluk arıyoruz. Hepimiz mutlu olmak istiyoruz. Sosyal medya mutlu eder mi? Sorusuna vereceğimiz cevap genelden çok bireye göre değişmekte. Çünkü yazının başında da bahsettiğim gibi mutluluğun tanımı kişiden kişiye göre farklılık göstermektedir. Sosyal medyada paylaşılan ilgi çekici paylaşımlar zamanın nasıl geçtiğini unutturuyor dolayısıyla bu durum bağımlılığa neden oluyor. Takip ettiğimiz insanların paylaşımları hem ruh halimizi hem de hayatımızı etkiliyor. Sürekli olarak negatif olan ve hüzünlü paylaşım yapan insanları takip etmemiz bizim de zamanla o ruh haline bürünmemize neden olmaktadır. Birçoğumuz sosyal medyada en iyi halimizi sergilemeye çalışmaktan kendimizin farkına varamıyoruz. Kendimizi tanıyamıyoruz. Eksikliklerimizi ya da çektiğimiz acıları paylaşmak yerine fazla beğeni almak uğruna en güzel, en özel ve en mutlu olduğumuz anları paylaşıyoruz. Oysa bu bizi mutlu etmiyor, sahte mutlulukların ortaya çıkmasına neden oluyor. Bazen takip ettiğimiz insanların paylaşımları bizi yanıltabiliyor. Biz onları çok mutlu kendimizi ise mutsuz olarak görüyoruz. Fakat bu durum tamamen yanılgıdan ibaret.


Sosyal medyanın insanları mutlu eden yönlerine baktığımızda şu özelliklerini sıralayabiliriz; Başkalarıyla iletişime geçerek etkileşimde bulunulması, arkadaşlar arasında hoş sohbetlerin olması, insanların ilgi alanlarını paylaşarak birbirleriyle fikir alışverişi yapması, zaman planlamasının yapılması, insanların ilgilerini çeken paylaşımlara rastlaması… Diğer taraftan bakıldığında ise yapılan araştırmalara göre sosyal medyayı çok fazla kullanan, bilgisayar oyunları oynayan ve televizyon seyreden kişilerin daha az mutlu olduğu sonuçlarına ulaşılmıştır. Sosyal medyada geçirilen süre arttıkça insanlarla kurulan etkileşim de azalıyor. Bu durum bağımlılığa, depresyona, kaygıların artmasına hatta yıkımlara bile neden olabiliyor ve bireyin mutluluğunu azaltıyor.


Sonuç olarak; mutluluk bize oturduğumuz yerden gelmez, bunun için çabalamalı, istemeli ve çalışmalıyız. Sosyal medya kullanmak bireyi mutlu eder demek de yanlış, tamamen mutsuz eder demek de yanlış olacaktır. Bu durum kullanım amacına göre ve bireylere göre değişiklik göstermektedir.

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın