KENDİMİZ OLMA CESARETİMİZ VAR MI?

Psk.Dan. Naile DARAKÇI

Zaman zaman kendimi, bir cümleyi tekrarlarken buluyorum. Biliyorum; öylesine takılmıyor dilime… Gördüğüm, gözlemlediğim durumlardan ve olaylardan ötürü, zihnimin bir konuya yoğunlaşmasına bağlı olarak gelişiyor.

Mesela  son zamanlarda dilime şu cümle takılıyor:

Maskelerle dolaşır insan…

Her an’a, her duruma uygun maskeler: mutlu, uyumlu, kendini seven, insanları seven, onlar gibi düşünen,  insanlar; bizim nasıl olmamızı istiyorlarsa bizi öyle gösteren maskeler. Sosyal bir sistemin, çevrenin içinde rollerimizi muazzam biçimde yerine getirmemize aracılık eden maskelerle geziyoruz. Bazen bu durum bir gereklilik olsa da çoğu zaman kalıplara uymak pahasına kendiliğimizi  feda ediyoruz.

Peki neden?

 Neden kendimizi saklama gereği duyuyoruz?

Bu soruyu biraz düşününce benim aklıma bir başka soru geldi: Yoksa kendimiz olma cesaretine sahip değil miyiz?

 Okuduğum bir romanda şöyle bir cümle geçiyordu:

İnsan bir garip yalandır kendine, başkasının alacakaranlığında kendi ışığını arar durur.”

Gel gör ki kendi ışığımızı aramaya korkar olduk. Kendimizin, kendi benliğimizin arkasında dimdik ve cesaretle duramadık. Evet, o ışığı bulmak ve ona inanmak… kesinlikle kolay değil. Çünkü bireyin kendini ifade edebilmesi öncelikle çok yönlü, sağlıklı bir iletişim istiyor. Ama günümüz modern (!) çağında insanlar birbirini anlamaktan ve anlamaya çalışmaktan uzaklaşır oldu.

Oysa değil midir ki insan anlaşıldığı sürece kendini değerli hisseder, eğer anlaşıldığını hissederse anlatır kendini ve kendi gibi davranır. Oysa genellikle, kendimizi çok rahat hissettiğimiz iletişimleri zor kuruyoruz ve bu da  ‘kendim olsam, kendim gibi düşünsem acaba yargılanır mıyım?’ sorularını bir arada getiriyor. Kendimizi ifade edebilme korkusu ve bunun sorumluluğunu alma cesaretine de sahip olamamak, üzerimizde gerilim oluşturuyor.  İnsanlar, açık iletişime sahip oldukça, bizi kabul ettikçe “Ben buyum ve böyle davranıyorum” deme ve bunun yapma cesaretine sahip oluyoruz.

 Kolay geliyor bizlere, herkes tarafından kabul edilen ve sevilebilecek bir maskenin arkasına gizlenmek. Başkasının alacakaranlığında kendi ışığımızı aramak şöyle dursun, o alacakaranlıkta ışıksız kalmaya razıyız. Neden?

Çünkü kendimiz olma cesaretine sahip değiliz!

Peki bu cesarete sahip olmak için ne yapmalıyız? Öncelikle çok değerli ve müthiş bir potansiyele sahip olduğumuzu bilmeliyiz. Kimsenin karanlığına, hele ki ışığına ihtiyacımız olmadığını da…

 Ama birbirimizin koşulsuz ve doğal sevgisine ihtiyacımız var. Koşulsuz kabulü beklerken, biz bu kavramın neresindeyiz; sorgulamalıyız…

Hepimiz olduğumuz gibi olsak ve birbirimizi olduğumuz gibi kabul etsek, aslında alacakaranlık bile kalmayacak. Biz insanlar için değil kendimiz için yaşıyoruz. İnsanlar ne diyecek, ne düşünecek kaygısı bizi biz olmaktan, benliğimize yabancılaştırmaktan başka hiçbir işe yaramaz. Umarım her daim kendimiz olma cesaretine sahip oluruz ve her yönümüzle benliğimizin ardında dimdik durabiliriz.

 Şimdi sen söyle; kendin olma cesaretin var mı?

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın