Çocuklarda Ayrılık Kaygısıyla Nasıl Baş Edilir?

Çocuklarda ayrılık kaygısı, her ne kadar çok sık yaşanmasa da çocuğun psikolojik sağlığı açısından ciddi bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Çocuklarda ayrılık kaygısı; evden veya aile bireylerinden uzakta olduğunda çocuğun bu durumla başa çıkamayacak düzeyde bir korku ve kaygı duyması ile karakterize edilmektedir. Kavram, bağlanma kuramları açısından da önemli bir araştırma konusudur çünkü temel olarak çocuğun ebeveyn, özellikle anne ile, doğumdan itibaren gelişen bağlanma stili, çocuklarda ayrılık kaygısı görülmesinde etkili olmaktadır.

Çocukların dünyaya geldiğinde çevresinde bulunan, temel ihtiyaçlarını karşılayan kişilere bağlandıkları ve çocuğun güvenli bağlanması için ihtiyaçlarının karşılanmasının önemli olduğu bilinmektedir. Buna karşılık, eğer çocuk ihmal edilip temel gereksinimleri ve sevgi, yakınlık gibi ihtiyaçları karşılanmamışsa kaygılı ve kaçınmalı bir bağlanma geliştirir. İşte bu kaygılı ve kaçınmalı bağlanma, ileride çocuğun ayrılma kaygısı yaşamasının en güçlü nedenleri arasındadır. Güvenli bağlanamayan çocuğun kaygı düzeyinin kendi yaş ve gelişim düzeyinde normal seviyelerde olması gerekirken, çok fazla ve uygunsuz bir şekilde olduğunu görebilmek mümkündür. Ancak burada sağlıklı olan durum göz ardı edilmemelidir; çocuk büyüdükçe bağlanma figürlerinden yani ailesinden yavaş yavaş uzaklaşabilmeli ve güvenli şekilde bireysel, bağımsız tercihler yapabilmelidir. Bireyin, aileden uzaklaşma sınırını belirleyen güvenli alanı; yaş büyüdükçe genişlerken bu doğal süreçte dahi başa çıkılabilir düzeyde kaygı gelişimsel açıdan normaldir.

Çocuklarda ayrılık kaygısı, kendini çok çeşitli belirtilerle gösterebilir ve bu belirtiler, sıklıkla bir başka sorunla da karıştırılabilir. Ayrılık kaygısı yaşayan çocuk, gece ayrılıkla ilgili kabuslar görerek uykudan uyanabilir veya yatağa yalnız gidemez. Özellikle babanın iş nedeniyle sık sık evden uzaklaşması durumlarında çocuğun tek başına uyuyamaması gibi sorunlar, anneler tarafından okul psikolojik danışmanına yansıtılan problemler arasındadır. Bunun yanında bazı çocuklarda küçük bir nedenle, kısa süreliğine ayrılık bile çok ciddi tepkiler olarak kendini gösterir. Annenin uzaklaşması çocuğa çok ciddi şekilde korku verirken annenin kısa bir süre için markete gidip gelmesi dahi çocuğu korkutur. Bu tür vakalarda çocukların okul psikolojik danışmanlarına annesi kısa süreli olarak yanından ayrıldığında bile terkedildiğini düşündüğünü söylediği, görülmektedir. Ayrılık kaygısı içindeki çocuk için güvenli olan tek çözüm yolu bağlanma figürlerinin sürekli yanı başında olmasıdır. Ayrılık ile ilgili konularda çok yoğun korku ve stres yaşanabileceği gibi öfkeli halde kendini yere atma ya da bağırma gibi tepkilerin görülmesi söz konusudur. Ayrıca okula gideceği ya da annesinin ve babasının işe gideceği zaman karın ağrısı şikayetinde bulunma gibi çeşitli tepkiler de görülebilmektedir. Okul reddi ve bedensel şikayetler aileleri çocuklarda ayrılık kaygısı yaşadığına ikna eden belirtilerdendir.

Burada dikkat edilecek nokta; çocuklarda ayrılık kaygısı belirtileri ortalama olarak 4 haftadır sürüyorsa dikkate alınmalıdır. Çocuklarda ayrılık kaygısı belirtileri, ciddi tepkilerle kendini gösterebilir ve ciddi şekilde tezahür eden belirtiler ile de bu kaygı bozukluğu tespit edilebilmektedir. Ayrılık kaygısı yaşayan çocuklar depresyon ya da diğer anksiyete bozuklukları da yaşayabilirler ve çeşitli fobiler ile sosyal yaşamda da sıkıntılar yaşaması beklenmektedir. Bu nedenle ailelerin çocuklarda ayrılık kaygısı konusuna karşı duyarlı olmaları ve vakit kaybetmeden okul psikolojik danışmanlarından uzman desteği almaları, okul psikolojik danışmanlarının uzmanlığında gerekli görülmesi taktirinde ruh sağlığı merkezleri ya da sağlık kurumlarına müracaat etmeleri önemlidir.

Erken Müdahale İle Hayat Boyu Çözüm Şansı

Çocuklarda ayrılık kaygısı konusunda geç teşhis edilen vakalarda ise durum çok daha ciddi boyutlar taşıyabilmektedir. Bu ciddi boyut, çocukta ayrılık kaygısının kronikleşen bir psikolojik rahatsızlık haline gelmesini ifade eder ki en klasik sonuçları arasında okul reddi sorununun okulun ilerleyen yıllarında başlamasına ek olarak çeşitli psikiyatrik rahatsızlıklarında oluşmasıdır. Ancak hemen belirtilmelidir ki çocuklarda ayrılık kaygısı ebeveynleri tedirgin eden kronik bir hal alması hallerinin yanı sıra en küçük durumlarda dahi tedavi gerektiren ciddi bir konudur. Asla ötelenmemesi veya normalleştirilmemesi gereken ayrılık kaygısı için kesinlikle öncelikli olarak çocuğun okul psikolojik danışmanı olmak üzere bir ruh sağlığı uzmanından destek alınmalıdır, bireysel terapiler, aile terapileri ve davranışçı terapiler iyileşim ya da tedavi sürecinde en doğru seçeneklerdendir. Terapide ayrılık konularına alışabilme, kendine güven, yaşına uygun bağımsız davranışların gelişimi ve sosyalleşme gibi konular için gerekli olan yaklaşımlar uzmanlar tarafından çocuğa kazandırılmaya çalışılmaktadır. Ailenin de desteği ve katılımıyla birlikte aşılması gereken bu süreçte çocuğun kendinin bir birey olduğunu hissetmesi sağlanarak olumlu pekiştirmeler ile desteklenmesi, gerekli görülürse ilaç tedavisine başlanması da mutlaka değerlendirilmesi gereken durumlardandır. Ailelerin bu konuda anlayışlı olması, ön yargılı davranmaması ve sabırlı olmaları ile tedavi daha kısa sürede başarılı sonuçlar verebilmektedir.

Çocukta Ayrılık Kaygısının Önüne Geçmek için Ailelere Düşenler

Aile, sabah çocuğu okula gönderirken ayrılmayı uzatmamalı ve duygusal bir törene çevirmemelidir. Bunun normal bir durum olduğunu çocuğa hissettirmeli ve çocukta kaygı yaratacak herhangi bir sorunu çocuğun evden çıkacağı zamanlar açmamalıdır. Okulun ilk zamanlarında, okulda kaygıyı azaltmak için sevdiği bir oyuncağı ya da sizinle ilişkili bir nesne çantasın da durabilir, çocuk okula herhangi bir oyuncak ya a eşyasını götürmek istediğinde aşırı bir tepki verilmemeli, mümkünse eşyasını çantasına alabileceği söylenmelidir.

Ailenin evden ayrılacağı zaman ise çocuğa nereye gidileceği ile ilgili açıklama yapılmalı, ne zaman dönüleceği söylenmeli, çocuklara duygu düzenleme becerisi kazandırılmalıdır. Örneğin; her sabah aynı saatte işe gidiyorsunuz ve çocuğunuz siz işe giderken evde fırtınalar koparıyor. Çocuğunuza “Anneciğim, işe gitmem lazım yoksa eve ekmek getiremem” cümlesini söylediğinizde, çocuğa önce “İşe gitmem lazım” mesajını vermiş olursunuz. Eve ekmek getiremem dediğinizde ise çocuğunuza farkında olmadan çok büyük bir sorumluluk yüklemiş olabilirsiniz. Bu, çocuğunuzun kendisini kötü hissetmesine, kendisinin yüzünden aç kalacağınızı düşünmesine neden olabilir. Bunun dışındaki seçenekleriniz ise ya çocuğunuza görünmeden evden kaçmak ya da çocuğunuz kendini yere atarken işe gitmeye mecbur kalmak… Peki az önce bahsettiğimiz duygu düzenleme becerisini nasıl kazandırabiliriz?

Her gün işe gitmeden yarım saat önce çocuğa nereye gideceğinizi haber vermekle işe başlamalısınız. Çocuğunuz yarım saat sonra evden ayrılacağınızı bilmelidir ki kendini bu duruma hazırlayabilsin. Aradan 15 dakika geçtikten sonra ise tekrar evden ayrılacağınızın bilgisini vermelisiniz. Evden çıkma vakti geldiğinde ise çocuğunuzun s,z,n onu terk edeceğini sandığı için mutsuz olması karşısında duygularını önemseyin. Bu durumda “Biliyorum şu an üzgünsün, mutsuzsun. Seni terk edeceğimi sanıyorsun, korkuyorsun; ama seni terk etmiyorum. Eve geldiğimde seninle yine oyunlar oynamaya devam edeceğiz.” gibi cümleler ile önce çocuğun yaşadığı duyguları anladığınızı ona yansıtmalısınız. Bu empatik anlayış çocuğunuzda zamanla “Annem beni anlıyor, ne hissettiğimi biliyor” düşüncesini meydana getirir ve duygularını göstermekten korkmamaya başlar. Tabii ki çocuğunuza bu duygu düzenleme becerisini kazandırmak üç beş günün sonunda olacak bir şey değil, emek ve sabırla birlikte haftalarca süregelen bir süreçtir. Bu sürecin sonucunda ise ayrılık kaygısı ortadan kalkmış, duygularını saklamak zorunda kalmayan, yukardaki durumlarla baş edebilen bir çocuk görmemiz mümkündür.

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın