SÖYLEŞİ

KENDİ KENDİNİ YETİŞTİREN MÜZİSYEN: Nilden Uysal

Meslektaşımız ve müzisyen Nilden UYSAL, bu ay ki söyleşi köşemizin konuğu oldu.

Sevgiyle sevgi için şarkı söylersek iyileşiriz. Nilden UYSAL

Merhaba. Kısaca kendinizden bahseder misiniz?

Nilden UYSAL: 15.07.1994 yılında doğdum. Adım Nil nehrinden gelmektedir. Toprak, coğrafya elbet ki insan için önemlidir, bir başkadır benim memleketim. Fakat insanlar memleket olarak sevdiklerinin kalbini benimserse onlardan asla gidemezler ve vazgeçemezler. Bu nedenle benim asıl memleketim sevdiğim, ait olduğum kalpler; coğrafi memleketimse İstanbul’dur. 2017 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik programından mezun oldum. Mezun olduktan sonra Üsküdar Üniversitesi’nde 3 modülden oluşan Müzik Terapi Eğitimi aldım. Şuan özel bir kurumda (Bahçeşehir Koleji) (rehber öğretmen değil) psikolojik danışman olarak görev yapmaktayım.

PDR’ yi bilinçli bir tercih olarak mı seçtiniz?

N.U: Aslında benim tercihim ya Psikoloji ya da Psikolojik Danışmanlık’tı. Bilirsiniz bu iki mesleğin arasındaki fark genelde öğrenciler tarafından bilinmiyor. Bu da üzücü bir durum bence. Ancak iyi ki PDR…

PDR’ yi seçmenizde en çok ne etkili oldu?

N.U: 10. sınıfta Psikoloji dersimiz vardı. Bu alanla tanışmama vesile olan öğretmenimi asla unutmam. Freud beyle o zaman tanıştık, çok sevdim. Ancak en çok kişiliğim etkili olmuştur, PDR seçmemde. Sakin, anlayışlı, çokça duygusal, dinlemeyi seven bir insanımdır ve mesleği psikoloji alanına ait meslek tercihlerinde kişiliğin önemli olduğu bilinmelidir.  Bazı kişiliklerin ruh sağlığı meslekleri için uygun olamayacağını düşünüyorum.

Müzikle kaç yaşından beri ilgileniyorsunuz?

N.U: Müzik terapide ilk dersimizde öğretmenimiz “müzik ritimle başlar ve hayattaki ilk ritmimizi kalbimiz atmıştır.” dediğinden beri müziğin yaşla ilgisi olmadığını düşünüyorum. Ama benim için müzik, çocukluğumdan beri hep vardı, şarkı söylemek tutkumdur. 6.sınıfta piyanoyla tanıştım, 7.sınıfta gitarla ve onları geliştirmeyi asla bırakmadım. Bu geliştirme işini de kendi kendime yaptım, profesyonel bir eğitim almadan. 2006’ yı baz alırsak 14 seneden beridir müzikle uğraşıyorum. Yeteneğimin büyüklüğü, bir bilenden eğitim almadan müzik hayatımı başlatmama, geliştirmeme ve sürdürmeme yetmişti, yetiyordu… Ayrıca bu noktada lise yıllarımda ülkemizin bir güzel piyanisti Tuluyhan Uğurlu ile çaldığım bir sahne deneyimini de es geçemeyeceğim. Onun dönütleri  benim için büyüleyicidir.  Bir ustaya çalmak heyecan verici bir deneyimdi ve bu beni müzik konusunda daha da motive etti.

Birçok enstrümanı kendi kendinize mi öğrendiniz?

N.U: Hepsi, kendi  kendime eğitim almadan ilerledi. Geliştirdikten sonra notaları öğrendim, tabi o zaman yardım aldım. Normalde Notalar önden gider, sonra icraya geçilir. Ben önce icra ettim sonra müziğin alfabesini öğrendim.  

Bu azmin öyküsünden biraz bahseder misiniz?

N.U: Dediğiniz gibi; azmin öyküsü. Hayatımın en  mükemmel öyküsüdür… Benim ablam piyano çalar. Bir gün dedim; abla nasıl çalıyorsun, bana da öğret? O da ‘böyle yapıyorsun, şöyle yapıyorsun’ diye iki üç stil gösterdi. Ablamın piyano öğretmeninin bestelediği bir parça vardı, ablam hep onu çalardı, ben de çalmak isterdim ama bilin bakalım ne eksik… (gülüşmeler)  Ablam o parçayı çalarken parmaklarını çok izledim. Benim için o kadar zordu ki… Parmaklara bakarak ve kulaktan parçayı çıkardım ama ağlaya ağlaya, olmuyor olmuyor diye diye bir başıma.  Bence sonu çok da güzel oldu.

 Elimi Bırakma dizisindeki ‘Gitme’ harika bir söz müziğiydi. Bize bunun öyküsünden bahseder misiniz; nasıl gelişti?

N.U: Üniversiteden sonra biraz müzikle ilgilenmek istedim. Konservatuvarlarda yaş sınırı var ve ben yaş sınırını geçmiştim.  Alaylı bir müzisyenim. Fakat Müjdat Gezen sanat merkezi sınavla müzik bölümüne öğrenci alıyordu. Sınava harıl harıl çalıştım ve geçtim. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ nin  söz beste yazarı unvanını almamda büyük etkisi oldu ve tabi notaları vuruşları kısaca müzikteki teoriyi öğrendim. Şan öğretmenim Müge Zümrütbel’ e  bir şarkı yazdım (Gitme Kal Benimle) albümüne koyar belki, diye. Doğum günüydü ve ona böyle  bir sürpriz yapmak istedim, derken o da dizinin müziklerini söylüyormuş. ‘Bu şarkı tam diziye uygun, dizide kullanalım’ dedi. Böylelikle bir gözümün nuru uçtu.

Sevgiyle sevgi için…

Üsküdar Üniversitesi’ nde müzik terapi eğitimi aldığınızı söylediniz. Bu eğitimden bahseder misiniz?

N.U: Aslında müzik terapi yurtdışında 4 senelik bir bölüm. Benim gördüğüm sadece okyanusun suyuna ayaklarımı sokmak gibi bir şey. Ancak müzikle yakından uğraştığım için, okyanusun içinde yüzmeye korkmuyorum. Ayrıca bence, müzik terapistiyim demek için 4 sene yurt dışında okumak gerek. Ülkemizde alınan sertifikalarla unvan koymak etik gelmiyor bana tıpkı felsefecilerin bir zamanlar sertifika  eğitimi alıp rehber öğretmen unvanı kullanması gibi…

Müzik terapisinin ülkemizde mevcut durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

N.U: Vahim olarak değerlendiririm. Psikolojik danışmada sorunlar derinlemesine ve bireysel olarak işlenirken, müzikle Birçok insanın yaşadığı ortak soruna değebilir ve hislere, düşüncelere tercüman olabilirsiniz. Bu da duygularını ifade edemeyenlerin duygularını ifade etmesini sağlayarak küçük de olsa bir rahatlama sağlar. Hal böyleyken günümüzde yapılan müzikte kalbe, ruha yer yok. Bu, kurulan cümlelerden, sözden, besteden çokça belli. Eğer bir ülkede müziğe değer veriliyorsa bunun terapisi de büyük önem kazanırdı. Ancak ülkemizde müziğin adı eğlence, bu nedenle müzik terapi çok da işlevsel değil. Kaldı ki bu konuda eğitim verecek insan yok. Ele avuca sığan eğitimler tabi ki yurtdışında, yani sanata değer verilen her yerde. Şimdi yeni yeni filizlense ve çiçek açsa da müzik terapi ülkemizde, yine de emekliyoruz.

Müzik,tiyatro,dans vb türler sanatın alt dallarıdır. Terapi yaklaşımı olarak da kapsıyor mu? Yani her sanat terapisti bir müzik terapisti olabiliyor mu?

N.U: Tiyatro zaten insanı insana insanla insanca anlattığı için meslek itibariyle de örtüşüyoruz. Özellikle empati yapabilme de. Müzik terapisti olabilmek için illa müzikle uğraşmanız gerekmiyor (eğitimi zaten lisans gibi) ancak müziksel uğraşmak işinizi daha kolaylaştırır. Zaten müzik terapisi müzik kumaşı olmayan insanlara da uygulanır. Yani uygulayan ve uygulanan kişinin müzikle yakın ya da uzak ilişkisine bakılmaz önemli olan uygulayanın yeterliliği. Sanat Terapisi hepsini kapsar mesela benim eğitim aldığım öğretmenim Sevda Askerova psikolog ve piyanisttir. Çocuklarla çalışırken piyano çalıp onlara resim çizdirirmiş. Bir gün mesela ney ve vurmalı çalgılar hocalarımız gelmişti. Onlar arkada müzik yaparlarken biz de Ebru sanatını yapmıştık. Çok güzeldi. Yani sanat terapisinde hepsini kullanıyor resim müzik dans…

 Psikolojik danışma sürecinde hangi vakalarda müzik terapinin etkili olduğunu düşünüyorsunuz?

N.U: Müzik terapi alternatif bir tedavi değildir. Tedaviyi tamamlayıcıdır.  Bu nedenle Müzik terapi her vakada illaki rol oynar. Seçtiği bir alan yoktur. Özel eğitime ihtiyacı olan bireylerde, yaşlılarda, hastalarda olduğu gibi normal bireyler için de etkili rol oynar. Müzikle; hiç konuşmayan bir çocukla iletişime geçebilirsiniz, alzheimer hastalarına onların anılarını hatırlatabilirsiniz, insanların duygularını dışavurmalarını sağlayabilirsiniz.. Psikoloji bir ruh bilimidir ve insan, ruhu iyi oldukça kendini; iyi hisseder, gerçekleştirme yolunda olur, var olur. Müzik de ruhun gıdasıdır. O halde müzik şu vakada iyidir bunda etkili değildir diye bir şey söylemek doğru olmaz.

Ben sizlerle Nilden Şarkılarını söylemeyi çok seviyorum. Savaşım da çabam da sesim, sözüm, sazım ile ‘sevgiyle ve sevgi için’. N.U.

PDR eğitiminiz yaptığınız müziği etkiliyor mu? İki alanın etkileşimini hissediyor musunuz?

N.U: İnsanlar tanıdıkça duyguların ortak olduğunu ve özellikle çoğu ilişki sorununun güvensizlik olduğunu gördüm, “güvenli bağlanma”nın önemine inanıyorum.  Bu nedenle şarkılarımda sevgiyi anlatırım. Benim şarkılarımdaki ben ya da dinleyen; vefalıdır, sadakatlidir, terk etmez, gitmez, çaba harcar. Değer göstermek önemlidir ama bu da yerlere eğilmek demek değildir, sevgi için. Birlikte, birbirinizi ileriye götürdüğünüz sevgiler için savaşılmalı. Ve güven sevgiden önce gelir. İki alanın etkileşimini tabii bu yüzden derinlerime kadar hissediyorum. Bazen ağladığım bile olur.

Psikolojik Danışman Nilden’ i mi yoksa müzisyen Nilden’ imi daha çok seviyorsunuz?

N.U: Eskiden İnstagramda şöyle yazardı; Müzisyen Danışman Nilden…

Müzikte daha özgürüm ve Nildenim, fakat danışman olmak da insanları anlamamı sağlayan ve beni tamamlayan bir ünvan.

Birgün her birlikte Nilden şarkıları söylememiz dileğim, umudum, isteğimle. Çünkü sevgi ile, sevgi için çıkılan bir yolda ‘şarkı söylersek iyileşiriz’. N.U.

Nilden’ in hedeflerinden bahseder misiniz? Gelecekte bir müzisyen ve psikolojik danışman olarak Nilden’ i nerede buluyorsunuz?

N.U: Nilden’in gelecekte yapmak istediği çok şey var. Kendini sahnelerde daha büyük bir kitleye ulaşmış bir şekilde görmek istiyor. Çünkü Nilden, ne kadar insana ulaşırsa o kadar kalbe değmiş ve kalplerde bırakılan izlere, sevgilere, duygulara tercüman olmuş olacak demektir. Ama sadece bununla kalmadı. Amacım insanlara başta sevgiyi anlatmak. Bunun yanında kanser hastası çocuklar için yazdığım şarkılar var. Hatta 3.lüğüm var,şimdi yine kanser hastası çocuklar için düzenlenen şarkı yarışmasına girdim sonuçlarına daha çok var ama şarkıma güveniyorum. Kanser hastalarına umut olmak, onlara yalnız olmadıklarını hissettirmek, onlar için bir şeyler yapmak bunun yanında engel diye tabir edilen ancak benim asla engel olarak görmediğim özel bireylerle müzikle çalışmalar yapıp onları kazandırmak istiyorum topluma. Ne hastalık ne de engel adıyla kimse etiketlenmemeli ve yaşamaktan mahrum kalmamalı. Bir de danışmanlık yapmak çok özel bir süreç, bir insanın değişimine şahit olmak.. O süreci yeniden tatmak isterim doğrusu…

Söyleşi köşemizde bizlere konuk olduğunuz için teşekkür ederiz. Müziğin iyileştirici gücünde buluşmak üzere…

https://www.youtube.com/watch?v=AIrtSOQgo3c

Nilden UYSAL Sonbaharsın videosu, ilgili linkten Nilden UYSAL’ ın izni ile alınmıştır.

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

2 thoughts on “KENDİ KENDİNİ YETİŞTİREN MÜZİSYEN: Nilden Uysal”
  1. Çok güzel bir söyleşi olmuş, Nilden’in hikâyesi ilham verici gerçekten, onu tanıdığım için şanslı olduğumu düşünüyorum 🙂

  2. bu yazı dizilerini okumak için haftada bir gazeteyi açar oldum ya çok iyi düşünmüşsünüz

Bir Cevap Yazın