SÖYLEŞİ: Türk PDR Derneği Genel Sekreteri Mesut Yıldırım

Merhaba, koronavirüs pandemi günlerinde mesleki mücadelemizin kalesi Türk PDR Derneği’ nin genel sekreteri Psikolojik Danışman Mesut YILDIRIM ile söyleşi gerçekleştirdik. Sorularımızı içtenlikle yanıtlayan değerli hocamıza teşekkür ederiz. Biz, söyleşiden keyif aldık, sizlerin de yazımızı keyifle okuyacağınıza inanıyoruz.

Mücahid ARSLANTAŞ: Merhaba, PDR Gazetesi olarak öncelikle bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederiz. Sizi daha çok Türk PDR Derneği’ nin genel sekreteri olarak tanıyoruz. Bunun dışında, bilinmeyen yönleriyle Mesut Yıldırım kimdir?

Mesut YILDIRIM: 1983 Niğde doğumluyum, aslen Niğdeliyim. İlk, orta ve lise öğrenimimi Niğde’de tamamladım. 2000-2004 Marmara Üniversitesi PDR programını bitirdim ve aynı yıl MEB’ de göreve başladım (Kayseri/Tomarza), görevimde 16.yılım.


25 yaşında evlendim,kariyer gibi evliliği de hızlı tuttum. 🙂 12 ve 8 yaşlarında, bir kız bir erkek iki tane de çocuğum var.


İçedönük kişilik özelliklerinin bende baskın olduğunu düşünüyorum. Çok kalabalık çevrem yok ama dar bir çevrede sıkı arkadaşlıklarım vardır. Mutlu bir insan olduğumu düşünüyorum, sadece adımda taşımıyorum yani mutluluğu. 🙂 Mutluluğun anlık durumdan ziyade bir süreç ifade ettiğine inanıyorum. Samimi ve içten hareket ederim ancak ilişkilerimde mesafeyi her zaman korumaya çalışırım.
Uzun süreli bir yatılı öğrencilik geçmişim var, üniversite dahil on yıl yatılı okulda kaldım, ailemden ayrı. İlk görev yerim de kura sonucu Kayseri’ de yatılı bölge okulu oldu. Belki de kendi öğrencilik geçmişimin de etkisiyle uzun süre görev yaptım burada. Yedi yıl… Buradaki görevimde öğrencilik yılları yaşantılarımın çok büyük katkısı oldu.


Mücahid ARSLANTAŞ: Psikolojik danışman olmak bilinçli bir tercih miydi? Mesleğinizi nasıl seçtiniz?


Mesut YILDIRIM: PDR lisans eğitimim hayatımın dönüm noktalarından biridir. Bilinçli bir tercih değildi, tevafuktu. Üniversite tercih dönemim, 90 li yılların sonuydu, milenyum… Okul psikolojik danışmanlarının verdiği profesyonel tercih rehberliğinin yaygın olmadığı yıllardı, hatta çok az psikolojik danışmanın olduğu zamanlar… Ortaokuldayken okulumda rehberlik servisi yoktu, lisede ise son yıllarımıza denk geldi. Tercih döneminde daha çok öğretmenlik düşünüyordum. Dershanede tüm tercihlerimi öğretmenlikten yana yaptım. Okula tercih bildirmeye giderken, dershaneden tanıdığım arkadaşlarla karşılaştık. ‘PDR yazdık’ dediler, nasıl bir program olduğunu anlattılar. Benim kafam karıştı. Okula gittim, müdür yardımcımızla konuşmaya, PDR’ ci var mı bizim okulda, dedim, varmış, tercih dönemlerinde de görev yapıyormuş. Müdür yardımcımız psikolojik danışman ile tanıştırdı beni, bir saate yakın konuştuk, o konuşmada tercihlerimi değiştirmeyi düşündüm. Dershanedeki danışman öğretmenin yanına gidip, kararımı söyledim. ‘Emin misin’ dedi, ‘öğretmen olmak istiyordun’. Emindim…

İlk 12 tercihimi PDR olarak sıraladım ve 2. tercihim Marmara Üniversitesi geldi. Lisans yıllarında PDR eğitiminin her yönüyle bana olumlu katkısı oldu, kendimi bulduğumu hissettim.

Emir YILDIZ: İçinizde ukde olarak kalmış bir meslek var mı?


Mesut YILDIRIM: PDR seçim sürecimde bu cevap da gizli aslında. İlkokulda da diğer kademelerde de örnek aldığım, idolüm olan öğretmenlerim vardı, bu nedenle PDR olmasa öğretmenlik derdim. Ukde düzeyinde olmasa da Edebiyat öğretmenliği de her zaman ilgimi çekmiştir.

Mücahid ARSLANTAŞ: Mesleki kimliğiniz, babalığınızı etkiledi mi? Nasıl etkiledi?

Mesut YILDIRIM: İlk çocuğumu kucağıma aldığımda 25 yaşındaydım. Erken bir yaş sayılabilir, belki. Baba, eş, mesleki rollerim hep beraber büyüdük, birbirimizi büyüttük. Erken yaşta babalığın bana çok olumlu katkıları olduğunu düşünüyorum, mesleğimin icrasına da katkıları oldu elbette. Kendi çocuklarımın bugününe ve geleceğine dair hissettiğim kaygılar sorumluluğumuz altında olan tüm çocuklara karşı da oluşuyor elbette ve daha bir hassasiyetle daha içten yaklaşıyorsunuz. Hem de teorik bilgilerin kendi çocuğunuzla yaşantılarınız üzerinden ne kadar uygulanabilir olduğunu görüyorsunuz.

Mesleki kimliğim, babalık rolümü çok etkiledi. Zaten mesleki rolünüz, tüm ilişkilerinize yansıyor. İyi etkilediği kanaatindeyim. Her iki çocuğumla da kuvvetli bağlarım var. Çocuklarımla özellikle ilk 6 yılı iyi geçirdiğimi düşünüyorum. Aramızda güçlü bir bağ kurmak için bilinçli şeyler yaptım. Şuan da karşılığını alıyorum.


Kendi ailemle ,anne babamla iletişimimiz, ilişkimiz sınırlıdır. 11 yaşından beri böyle devam etti (yatılı okul yılları). Gelişim dönemlerinde beraber geçirilen zamanların azlığından kaynaklanıyordur belki de… Çok elimde olan nedenler değil yani. Belki o zamanların ukdesidir, kendi çocuklarımla ilişkilerimi etkilemiş olabilir, tolere etme olabilir.

Emir YILDIZ: Psikolojik danışmanların genellikle bir alanda kendini geliştirmeye açık olduğu biliniyor. Tyatro, resim, müzik.. Sizin kendinizi geliştirdiğiniz bir alan ya da hobiniz var mı?

Mesut YILDIRIM: Hobilerim her zaman vardı, fakat hobilerime ayırdığım zamanı son üç yıllık dernek süreci etkiledi. Bir ara resim, özellikle yağlı boya çalışmalarıyla bir süre ilgilendim. Hayatımın her döneminde spor vardı. Futbol, voleybol, hentbol ile ilgilendim. Özellikle futbol, çokça vaktimi aldığını söyleyebilirim. Spora izleyici olarak bile çok vakit bulamıyorum artık. Kitap, hayatımda hep var oldu. Sadece okumayı değil, yazmayı hep sevdim. Dönem dönem şiir de düz yazı da yazıyorum..

Selda KANBUR: Zamanınız olsa hangisi ile ilgilenmek isterdiniz daha çok?

Mesut YILDIRIM: Kesinlikle yazmak. Hatta zaman ayıramadığım için en çok üzüldüğüm de yazmak… Yazarken kendimizi daha çok rahatlatıyoruz, kendimizi daha çok dışa vuruyoruz, yazmaya eskisi kadar zaman ayıramamak biraz üzüyor beni. Ama hobilerim içinde sürekliliği devam eden de hep yazmak oldu.

Mücahid ARSLANTAŞ: Mesleki mücadelenin aktif isimleri arasındasınız. Mesleki mücadeleye nasıl girdiniz, sizi meslek mücadelesinde aktif bir rol oynamanıza daha çok ne sebep oldu?

Mesut YILDIRIM: Sendikal boyutta bir mücadeleyle başladım. O yıllarda dernekle bir bağım yoktu. Daha doğrusu adını duymuştum ama çalışmalarından çok haberdar değildim ve dernekte yöneticilik, uzaktan yakından kariyer planlarımda yoktu. Tamamen tevafuk eseri oldu. Güncel olaylara duyarlıyımdır ve Ankara’ya yerleştiğimde daha aktif olmaya başladım, sendikal faaliyetlerim daha aktif devam etti. Ankara’ya gelince, mesleki ortamım değişince derneğin faaliyetlerinden haberim oldu ve derneğe yakınlaştım. Sosyal medya aracılığıyla Oğuz hocayı tanıma şansım oldu. Fikir alışverişlerimiz oldu, süreç içinde. 2017 yıllarında yönetmelik durumunun olduğu dönemde sosyal medyadan sürece dahil olmaya ve derneğin çabalarına destek olmaya çalıştım.

Dernekle ilk temasım yönetmelikle ilgili destek amaçlı bir sendika genel merkezi ziyaretinde, Prof. Dr. Filiz Bilge döneminde genel sekreter Ali Erdoğan vasıtasıyla oldu. Dernek seçimi gündeme geldi, aynı dönemde. Bir telefon geldi, ‘dernek seçime gidiyor, Oğuz hoca ekipte sizin de olabileceğinizi söyledi’. Oğuz hoca güvenmişse vardır bir bildiği dedim. Konuyla ilgili görüşmeler başladı ve görüşmelerden sonra çok ciddi bir trafik kazası geçirdim. O kazadan sonra seçim sürecinde çok yer alamadım, hazırlık sürecini çok takip edemedim. Birkaç defa Cengiz hocayla görüştüm sadece. Ekipte kimlerin olduğunu bile bilmiyordum. Nihayetinde seçimler yapıldı ve dernek yönetimine girdim. Kazanın arkasından, dernekle olmak benim için dönüm noktasıydı. Uzunca bir süre rapor almak zorunda kaldım ve vaktimin çoğu dernek çalışmaları ile geçtiği için derneğe aidiyetimi güçlendirdi. Bu süreçte Cengiz hoca tek adamlıkla suçlandı ama durum ve şartlarda biraz o tarafa itti kendisini, onu gerektirdi. Çünkü ekip olarak çok STK deneyimi olan bir kadro değildik. Ama bir an önce bir şeyler ortaya koymak, anlık kararlar almak ,hızlı reaksiyon göstermek gerekiyordu. O yıllar, benim için derneği tanıma dönemi oldu. Görevlerimiz ne, bizden beklentiler ne, nasıl yapılır, işleyiş nasıl, görevler nasıl yürüyor, şubeler, üyeler, yayınlar, kongreler?…


Oğuz başkanın öncülüğünde yeni yönetim dönemi daha planlı oldu, kadro oluşturulurken herkesin ne iş yapacağı vs. önceden konuşuldu, daha geniş bir gönüllü havuzu vardı.
İyi bir ekip olduğumuzu düşünüyorum çalışmalar iyi gidiyor. Tabii şu da var, hizmet ürettikçe beklenti artıyor, bu da bizleri daha aktif tutuyor. Bu nereye kadar gidecek bilmiyorum ama bazı konularda bir standart oluşturmak iyi olacak gibi. Ayrıca dernek tarihinde, 30 yıllık dönemde ilk defa akademiden sahaya dönüş oldu. Ve bunu Oğuz hoca dışında başka biri yoluyla yapılmasının olanağı yoktu. Bu anlamda tarihi bir seçimdi. Bir milattır, dönüm noktasıdır 2019 seçimleri.

Selda KANBUR: Türk PDR Derneği gibi güçlü bir STK’ da yöneticilik hedefleri olan PDR gençliğine neler söylemek istersiniz?

Mesut YILDIRIM: Gençlerimiz, kendi gelecekleri için, mesleğin geleceği için kendi çevrelerinden başlayarak genele yayabilecekleri çalışmalar içerisinde olsunlar. Mesleki mücadeleyi takip etsinler ve aktif olsunlar. Ayrıca PDOK’ un çalışmalarını takip edebilir, PDOK içinde aktif görev alabilirler. PDOK derneğimizin mutfağı artık. Türk PDR Derneği’ nin geleceği PDOK üzerinden şekillenecek. Burada yetişen genç meslektaşlarımız vakti zamanı geldiğinde bayrağı bizlerden devralacaklar.

Emir YILDIZ: Bir PDR öğrencisi üniversite döneminde akademik, ve kişisel bağlamda entelektüellik seviyesini nasıl arttırabilir? Siz bu konuda kendilerine neler önerirsiniz?


Mesut YILDIRIM: Kendi mezun olduğum sene 2004 yılı, öğrenci kongresinin de ilk yapıldığı yıl.
O dönemlerde mesleki gelişimimize katkı sağlayacak bu tür girişimler fazla değildi ya da biz çok farkında değildik bilemiyorum.


Bu anlamda şuan öğrencilerimizin avantajlı olduğunu düşünüyorum. Birçok çalışmada kendilerini ifade etme şansı buluyorlar, kendilerinin çabalarını görüyorum, kongrelere katılıyorlar, bildiriler sunuyorlar, PDR günleri organize ediyorlar, vaka analizleri, film analizleri, söyleşiler farklı birçok çalışmaları var… Akademiye daha fazla yöneliyorlar, kendilerini geliştiriyorlar.

Mesleki anlamda kendini geliştirmek isteyen gençler için bir engel, eksik bulunduğunu düşünmüyorum. Bizim meslek olarak ilgi alanlarımızın çok geniş olması lazım, sadece kendi mesleğimizle sınırlı kalmaması lazım,özellikle iyi bir gözlemci olmamız şart. Bu anlamda belki çalışmalarını diğer disiplinlerle biraz genişletmeleri, farklılık katabilmeleri, gündemin, yaşamın hep içinde olmaları, hayata görebilmek için bakmaları, yaratıcı düşünmeleri yararlarına olacaktır. Farklı branşlarla iç içe olmaları, okumalar, araştırmalar yapmaları ve mesleki gündemi, alanla ilgili gelişmeleri yakından takip etmelerini öneririm.

Selda KANBUR: PDR camiasının sevilen yüzü Oğuz ÖZAT’ a en yakın isimler arasındasınız. Oğuz hoca ile bir ekipte yer almanın artıları, eksileri, size kazandırdıkları hakkında ne söylemek istersiniz?


Mesut YILDIRIM: Oğuz başkanla iletişimimizde psikolojik danışman rollerine çok ihtiyaç duyuyorum 🙂 Çok aktif, atik, reaksiyoner ve hızlı, aynı zamanda da zor biri. Yani çok atılgan ve hızlı, anlık kararlar veren ama aynı zamanda da etrafından da bunu bekleyen, mümkün olduğunca her yere yetişmeye çalışan, hayatındaki bütün her şeyin önüne PDR’ yi koymuş, adeta PDR’ ye bir hayat adamış bir başkan. Herkesten de bunu bekliyor, ekip olarak bunu yapabileceğimizi biliyor, sınırlarımızı zorlamamızı istiyor. Oğuz hocayla yorucu ama mesleki doyumu müthiş bir süreç geçiriyoruz. Seçim sonrası sonuçlar açıklandı, kendi aramızda tebrikleşme yaparken ‘Mesut, bir hafta içinde yer buluyorsun, hemen derneği taşıyoruz’ dedi, ‘hemen’. Oğuz hocaya an yetmiyor, sadece anı değil ötesini yaşıyor. Biz de ekip olarak kendisine ayak uydurmaya çalışıyoruz. Tabii dernek mesaisi sadece fiziki mesaiden ibaret değil, çağ iletişim, sosyal medya çağı, sosyal medya hesapları, mail hesapları… bende olduğu için, bu hızda mesai evde de devam ediyor. Dernek çalışmaları dışında kalan tek vaktim; uyku. 🙂


Zorlu ama doyumu oldukça yüksek bir süreç yaşıyoruz. On binlerin gözü bizlerde, vereceğimiz haberler birilerine umut oluyor. Birilerinin huzurla yastığa başlarını koymalarını vesile oluyorsunuz. Dernekten bir cümlelik haber bile umut verebiliyor. Bunun olumlu dönütleri de olunca her şeyi, yorgunluğu, stresi, uykusuz geçen günleri unutuyorsunuz.


Mücahid ARSLANTAŞ: Son olarak PDR Gazetesi’ ni takip ediyor musunuz? Ne düşünüyorsunuz?


Mesut YILDIRIM: Takip ediyorum. İhtiyaç vardı, bir boşluğu doldurdunuz ve bunun doğal olarak gerçekleşmesi güzel . Her tür desteğe de hazırım.

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın