KORONAVİRÜS SON SINIF ÖĞRENCİSİ OLARAK BENİ NASIL ETKİLEDİ?

Selda KANBUR

Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Öğrencisi

Tüm dünya için olağanüstü bir durum olan Covid-19 (Corona virüs) salgını hepimizin hayatını derinden etkilemiş durumda. Ülkemizde de bu salgın için alınan tedbirler kapsamında eğitim öğretim faaliyetleri uzaktan eğitime çevrildi. Üniversitelerde bu bahar döneminde yüz yüze eğitim olmayacak.


Sınav tarihlerinde de değişikliğe gidildi ve 2020 KPSS‘ de bu değişiklikten etkilenen sınavlardan biri oldu. Genel Kültür/ Genel Yetenek ve Eğitim Bilimleri sınavları 06.09.2020, Öğretmenlik Alan Bilgisi (ÖABT) sınavı ise 20.09.2020 tarihine ertelendi.


İlk olarak bu belirsizlik durumu tüm KPSS’ ye hazırlananları olumsuz yönde etkilemişti. Sınavın ertelenmesi ile bir nebze olsa da bu belirsizlik durumu ortadan kalkmış oldu ve artık yol haritamızı daha net şekilde çizebileceğiz.


Bu durumdan etkilenen son sınıf öğrencilerinden biri de benim.

Her son öğrencisi gibi benim de aklımdan ” Acaba mezun olabilecek miyim?”,
“Bundan sonra ne olacak?”, ” Çalışma ortamım değişti çalışamıyorum!” , “Nasıl tekrar eski tempomu yakalayacağım?” gibi milyon tane soru geçiyordu.

İçinde bulunduğumuz durum psikolojik sağlamlığımızı olumsuz yönden etkileyen bir durum olduğu için bu tarz soruların aklımızı meşgul etmesi çok normal.


Yoğun okul dersleri, öğretmenlik uygulaması (staj) ve dershane arasında gidip gelen bir tempodan çıkmış biri olarak ev ortamına adapte olmak benim için çok zor oldu. Bir süre sonra düşündüğüm tek şeyin bu sorular olduğunu ve süreçten yavaş yavaş kopmaya başladığımı hissettim. Bir şekilde toparlanıp sürece devam etmem gerekiyordu. Peki ne yaptım?


İlk olarak yalnız olmadığımı düşündüm. Sonuçta bu durumdan etkilenen benim gibi binlerce son sınıf öğrencisi, binlerce de KPSS adayı bulunmaktaydı. Ayrıca sadece sınava girenler için değil tüm ülkeyi ve çok daha önemlisi tüm dünyayı etkisi altına almış bir durumun içindeydim. Sizler de öncelikle içinde olduğumuz bu olağanüstü durumun yalnızca sizinle alakalı olan bir şey değil herkesi etkileyen bir durum olduğunun farkına varmalısınız.
İkinci olarak ise yalnız olmadığım fikrinden yola çıkarak tüm öğrencilerin apar topar yerlerini değiştirip memleketlerine dönmesi nedeniyle çalışma ortamlarının değiştiğinin, herkesin çalışma temposunun bu durumdan biraz da olsa etkilendiğinin farkına vardım.


Ve artık kabullendiğim şeyler vardı:
-Bu olağanüstü durumdan etkilenmek oldukça normal,
-Aklımdan geçen binlerce soru olması normal ve en önemlisi çoğu insan da benim gibi yani:


“Yalnız değilim!”


Hayat hep alışık olduğumuz gibi olmasa da bir şekilde devam ediyor ve bizim de ona ayak uydurmamız gerekiyor. Dünyaya geldiğimiz andan itibaren belirli hedeflerimiz, ulaşmak istediğimiz ideallerimiz her zaman var ve ölene kadar da olmaya devam edecek. Şuan içinde bulunduğumuz durum bizlerin hedeflediği ideallere ulaşmasını engelleyemez. Yeter ki biz olması için çaba gösterelim. Belki çabamız öncekinden daha yorucu olacak. Belki önümüze çıkan engeller çok daha büyük ve aşılması zor olacak fakat bizler kendimize inanır ve içinde bulunduğumuz durumun farkındalığını kazanırsak başaramayacağımız şey yok.

Bu farkındalığı kazandıktan sonra ise değişen şartlara göre planımızı yapmak ve bu plana uyum sağlamak için kendimize bir müddet izin vermek gerekli.


Başarmak istediğimiz idealimiz her ne olursa olsun, kendimizi yine en iyi kendimiz biliriz. Neyi yapıp neyi yapamayacağımızı, kendi sınırlarımızı bizler bilebiliriz ancak. Bu ideallerimize ulaşmak için de yine nasıl çaba göstermemiz gerektiğini, neyi ne zaman yapacağımızı en iyi kendimiz kararlaştırabiliriz.

Bu planı belirlerken de ilk olarak kendimize belirli rutinler oluşturmalı, yapmayı sevdiğimiz aktiviteleri bu planın içinde belirli zamanlara serpiştirmeliyiz. Egzersiz yapmak, kitap okumak, el sanatlarıyla uğraşmak gibi küçük rutinlerimiz olabilir. Bunları yapmak kendimiz için vakit ayırmış olduğumuzu gösterir ve bu da bize rahatlamak için fırsat verir. Ders çalışma konusuna gelince ise yeni bir sürece alışmaya çalıştığımızı unutmamalıyız.

Daha başarılı olduğumuz, çalışmayı sevdiğimiz, ilgimizi çeken derslerden başlayarak, nispeten diğerlerine göre daha iyi yapabildiğimiz dersleri programımızın ilk sıralarına koymak motivasyonumuzu daha da arttıracaktır.


Herkesin verimli olduğu çalışma saati birbirinden farklı olduğu için şu saatte kalkıp çalışmaya başlayın, şu saatte uyuyun demek yanlış bir yönlendirme olacaktır. Alıştığımız şekilde devam etmek, alıştığımız saatlerde çalışmaya başlamak hem güdülenme açısından hem de sürece uyum sağlamamız açısından oldukça faydalı olacaktır.


Bu süreçte hem bu içinde bulunduğumuz olağanüstü durumdan hem de kazanmamız gereken bir sınavın olması ayrıca geleceğimizin de belirsiz olması gibi sebeplerden gelecek kaygısı, korku, stres, ani öfkelenme gibi olumsuz duygular içerisine girebiliriz, aşırı tepkiler verebiliriz. Bunların olağanüstü durumlara verilen normal tepkiler olduğunu ve birçok insanın bu şekilde hissedebileceğini unutmamalıyız. Tüm bu duygularımızın farkına varıp o an kendimizi rahatlatmak için bir süre de olsa kendimize fırsat tanımalıyız.


Son olarak bu olağanüstü durumun daha hızlı geçebilmesi için lütfen evimizde kalalım.


Hayat eve sığar, sevdiklerin için evde kal!

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın