ROMANTİK İLİŞKİLER: BİR İNSANI SEVMEKLE BAŞLAR HER ŞEY

                                   ‘Sevmek, bir insanı sevmekle başlar her şey…’

Psikolojik Danışman Şeyma Nur YAĞCI

   

Günümüzde insan ilişkileri oldukça karmaşık bir yapı halini almış durumdadır. Günümüzün değişen yaşam koşulları içinde birey,  anlaması veya çözmesi zor birçok problemle karşı karşıya kalmaktadır. Bu şartlarda sağlıklı bir niteliğe sahip romantik ilişki sürdürebilen çiftlerin sayısı günden güne azalmaktadır. Bireyler sağlıksız ilişkiler içerisinde birçok olumsuz duyguyla başa çıkmaya çalışmakta ve bu sağlıksız ilişkilerin getirdiği sorunlardan psikolojik ve fizyolojik olarak olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu durum hayat kalitelerinin ve yaşam doyumlarının azalmasına sebep olmaktadırlar.

   İnsanlık yüzyıllar boyunca farklı dil, din, ırk ve kültürde aşk olgusunu anlamaya ve çözmeye ve  tarihe, sanata ve birçok bilime konu olan bu olgunun tarifini yapmaya çalışmıştır. Fakat aşkın hala üzerinde uzlaşılmış,  tek bir tanımını bulmak mümkün değildir. Aşkın varlığını kabul edememekle birlikte var olmadığını da söyleyemeyiz. Lakin bildiğimiz bir gerçek var ki o da sevgidir. Sevgi, insanın doğasından gelen, onu yaşatan ve çoğaltan, hayatına ve kalbine hükmeden, ihtiyaç duyduğu ve muhtaç olduğu, insanı değiştiren, dönüştüren ve iyileştiren en gerçek olgudur.

    Sağlıklı her insan; sevmek, sevilmek ve mutlu olmak ister. Doğduğu andan itibaren kaçınılmaz ilişkiler içerisinde bulunan ve gelişen insan için genç yetişkinlik dönemiyle birlikte romantik ilişkiler ön planda yer alır. Sağlıklı romantik ilişkiler, insanın mutluluğa erişmesi için önemli bir basamak işlevi görürken sağlıksız romantik ilişkiler anksiyete, depresyon gibi birçok psikolojik rahatsızlığa yol açar. Kısıtlı bir ömre sahip olan insan zamanını iyi değerlendirmelidir. İçinde bulunduğu ilişkilerin kalitesi ve doyumu birey için önem arz eder. Kendini yenileyebilen, muhakeme yapabilen, anlayabilen ve ayırt edebilen insan, bilinçli kararlar verip sağlıklı ilişkiler içerisinde yer almayı tercih edebilir.

Peki, romantik ilişkilerimizin sağlıklı bir nitelik kazanması için nelere dikkat etmeliyiz? İlişkilerimizdeki sorunlar nasıl oluşur ve başa çıkma yolları nelerdir? İlişkilerimizde nasıl daha fazla doyuma erişebiliriz?

İLETİŞİM ÇATIŞMALARI

    İnsan ilişkilerinin temelinde iletişim yatar. İlişkilerimizin kalitesinde kurduğumuz iletişimin niteliği belirleyici rol oynar. Bireylerin kendilerini tanıması, beklenti ve isteklerinin bilincinde olması, duygu ve düşüncelerinin farkına varıp ifade edebilmesi sağlıklı bir ilişki geliştirebilmek için önemlidir. Aynı şekilde etkileşimde bulunduğu insanda da var olan bu olguları dikkate alarak davranışlar sergilemesi gerekir. İletişim yaşamımızın anlam kazanmasına ve birbirimizin duygu ve düşüncelerini anlamamıza yardımcı olur. Olumlu iletişim kurabilmek bir beceri olmakla birlikte insanın sağlıklı bir iletişim kurabilmesi için bu beceri ve yetilere sahip olması gerekir. 

    Çatışma bireylerin anlaşamadığı ya da uzlaşamadığı durumlarda ortak bir karara varamaması sonucu meydana gelir. Romantik ilişkilerde ortaya çıkan çatışmalar genellikle ilişki içerisindeki bireylerin birbirlerine karşı gösterdiği veya göstermediği davranışlardan ötürü oluşur. Çatışmalar yapı ve özellikleri bakımından ilişkilerde farklı şekillerde gözlenebilir. Çiftlerin uyumunu, fizyolojik ve psikolojik sağlığını zedeleyecek etkilere sahip olan çatışmalar romantik ilişkiler için sorun yaratabileceği gibi sağlıklı bir ilişkide de yaşanılması kaçınılmazdır. Bireylerin benlik saygılarının düşmesi, değişmesi, istek ve enerjilerinin azalması gibi olumsuz sonuçlar doğurabildiği gibi çiftlerin birbirlerine karşı oluşturduğu küslük ve öfke gibi yıpratıcı duyguları engelleyerek sorunların çözülmesi, bireylerin psikolojik olarak gelişmesi ve dönüşmesi, yeni hassasiyetler edinmesi gibi olumlu sonuçlar da doğurabilir. Görmezden gelinerek ertelenen sorunlar büyük çatışmalara sebebiyet verebileceğinden ötürü çiftler birbirlerine karşı duyduğu olumsuz duygu ve düşünceleri biriktirmemeli, etkileşimde bulunduğu insana doğru ve net bir ifadeyle rahatsızlıklarını zamanında dile getirerek çözüm sürecinde bulunmalıdırlar. Böylece küçük çatışmalarla ortadan kaldırılan sorunlar büyük ve sarsıcı çatışmaları engelleyebilir.

    Dikkatinizi çekmek isterim ki; önemli olan ilişki içerisinde çatışmaların yaşanması değil bu çatışmaların etkin ve doğru bir biçimde yönetilmesidir. Öyle ki bir ilişkide hiç çatışma yaşanmaması daha tehlikeli ve bitirici etkilere sahip olabilir. Çünkü bireylerin birbirleriyle ortak paylaşımlarının az olması gibi eksiklikler söz konusudur. Ayrıca belirtmek isterim ki doğru yönetilen çatışmalar birey ve ilişki için güçlendirici etkilere sahiptir. Bu etkilere örnek vermek gerekirse; bireyin hem kendisini hem de etkileşimde bulunduğu insanı daha iyi tanımayı sağlamasını, kişinin sorunları değerlendirebilme, etkili ve yararlı kararlar alabilme becerileri geliştirmesini, kişinin problemleri fark etme ve yaratıcı düşünebilme yetisi geliştirmesinden bahsedebiliriz.

    Dinleme, iletişim becerilerinden en önemlisidir. Sözde, görünüşte, kısmi, seçici, eleştirel, yargılayıcı ve yorumlayıcı dinleme türleri iletişimi çürüten etkilere sahiptir. İlişki içerisinde etkileşimde bulunduğunuz kişinin size yönelttiği mesajın içeriğini anlamaya çalışmalı ve gösterilen sözel ve sözel olmayan ipuçlarına odaklanılmalıdır. Romantik ilişkiler de bireylerin birbirine gösterdiği en önemli eksikliklerden biri de duygulara kulak vermemektir. Örneğin: ‘Sen benim duygularımın farkında bile değilsin.’, ‘Sen zaten benim duygularımı hiç önemsemiyorsun.’ gibi bakıldığında sıkça karşılaştığımız cümleler bu soruna dikkat çekmektedir. Etkili dinleme için en önemli etken kişinin duygularını fark etmek ve bu duygulara cevap vermektir.

    Empati, olumlu iletişimin en önemli unsurlarından birisidir. Empati, kişinin karşısındakinin duygularını, duygularının yoğunluğunu ve duygularının ne anlama geldiğini anlayabilmesidir. Bireyin kendini karşısındakinin yerine koyabilmesini gerektiren empatinin önemli bir şartı vardır: Karşısındakinin yerine geçen bireyin onun duygularını anlayabilmesi için öncelikle kendi önyargı ve değerler sisteminden arınması gerekir.  Birey, olaylara karşısındakinin gözüyle bakabilmelidir. Aksi takdirde karşısındakinin davranışlarını kendi ahlak ve değer yargılarıyla yorumlayan kişi empatik beceri kuramaz. Empati, romantik ilişkiler de karşılıklı olarak gösterilmesi gereken en önemli becerilerdendir. Bireylerin birbirlerinin duygularını doğru yorumlayabilmesini, karşılıklı anlayış ve güvenli ortamı oluştururken aynı zamanda hemfikir olmayan bireylerin başka bir bakış açısını kabullenmeye yardımcı olması sebebiyle iyi bir ilişki geliştirilmesi için gereklidir.

    Ben dili, etkili iletişim kurmanın anlamlı yollarından bir diğeridir. Bireyin kendisini en iyi şekilde ifade etme yollarından biri olan ben dili; açık, şeffaf, kısa ve eksiksiz olmalıdır. Kibar olmaktan ziyade net olmayı gerektirir. Özellikle çatışma esnasında kullanılması gereken en önemli davranışlardan birisidir. Çatışmayı yükseltmek yerine kendi düşüncelerini karşı tarafında anlamasını sağlayarak daha uzlaşmacı bir iletişimi doğurabilir. Özellikle romantik ilişkilerde bireyler birbirlerini suçlayan ve yargılayan ‘sen dili’ yerine, ben dilini kullanmalıdır. Etkileşimde bulunduğunuz bireye sorunun hangi davranış sebebiyle ortaya çıktığı net bir ifadeyle belirtilmelidir. Çünkü karşınızdaki birey bazen sorunun kaynağını bilemeyebilir ve bu durum yanlış anlaşılmalara sebebiyet verebilir. Birey daha sonra davranışın, kişinin kendisinde yarattığı duygu halini ve nasıl hissettiğini ifade edebilmelidir. Böylece karşı taraf kırılmadan duygu ve düşünceleriniz açığa çıkmış olur. Güven-genlik ifadesi de sayılan ben dili kullanan bireyler ilettiği mesajın sonuna istek ve beklentilerini de söyleyerek daha anlaşılır bir iletişim kurabilirler. Örneğin; ‘Yıldönümümüzü unuttuğun için üzüldüm.’, ‘Bugün beni hiç aramadığın için sana kızgınım.’, ‘Seni anlamak istiyorum.’ gibi ben dili kullanılan cümlelerle kendinizi ifade edebilmeniz ilişkiniz için olumlu etkiler yaratabilir.

SAYGI ve ÖZGÜRLÜK

    Saygı, sağlıklı ilişkilerin en temel dayanağıdır. İlişkilerinizin sürmesi, gelişmesi ve sizi mutlu etmesi için karşılıklı saygı olmazsa olmaz diyebileceğimiz bir yere sahiptir. Karşılıklı duygular ile bağlanan, ortak hisleri paylaşan romantik ilişki içerisindeki bireyler arasında eğer saygı yoksa sevgi tek başına bir ilişkinin var olması veya yürütülebilmesi için yeterli değildir. Saygı yokluğu veya eksikliği günümüzde evliliklerin ve romantik ilişkilerin bitmesinin en etkin sebeplerinden biridir. Sevgi tercihi iken saygı mecburidir. Sevgi ve saygı birbiri ile bütünleşen ve birbirini doğurabilen olgulardır. Sevgi gibi saygı da anlayışı yaratır ve ilişkilerin uzun ömürlü olmasını sağlar. İlişki içerisindeki bireyler birbirlerine, birbirlerinin istek ve beklentilerine, düşüncelerine ve kararlarına, kişisel alanlarına ve farklılıklarına saygı duymalıdırlar. Tıpkı birbirlerinin özgürlüklerine saygı duymaları gerektiği gibi.

    Özgür bir varlık olan insan, özgürce sevmek ister. Eşitlik ve özgürlük temeline dayanan ilişkiler kurabilmek insan için önemlidir. İlişki içerisinde bireyler birbirlerini engellememeli, kısıtlamamalı, kişisel sınırlarına müdahale etmemelidirler. Fakat belirtmek isterim ki romantik ilişkilerde birey özgürlük işlevini ve anlayışını ilişki bütünlüğüne zarar vermeyecek şekilde geliştirmelidir.

DÜRÜSTLÜK ve GÜVEN

    Dürüstlük, sağlıklı ve sağlam bir ilişki inşa edebilmenin yapı taşıdır. Başarılı, güçlü ve uzun ömürlü bir ilişki için dürüst olmak önemli ve gereklidir. İlişkide güvenin sağlanması için dürüstlük önemli göstergelerdendir. Her insan yaşamında güvenme ihtiyacı duyar ve güven duyduğu bir hayat arkadaşına sahip olmayı arzu eder. Günümüz ilişkilerinde baş gösteren güven duygusunun eksikliği bireyleri psikolojik olarak olumsuz yönde etkilediği gibi romantik ilişkiler için de büyük bir sorun halini almakta. Güvensizlik, insanı ve ilişkiyi kemiren şüpheyi, önyargıyı, kontrol saplantısını doğurur ve ilişkinin ömrünü azaltır. Sağlıklı bir romantik ilişki için bireyler birbirlerine yalan söylemekten sakınmalı ve gerçekleri söylemekten kaçınmamalıdırlar. Dürüst olmak karşı tarafın vereceği tepkinin bilinmemesinden ötürü zor olabilir. İnsan bazen ilişki içerisinde bulunduğu insanı üzmekten veya kaybetmekten korkabilir. Ya da gerçekleri söylememenin ilişkisi için daha iyi olacağını düşünebilir. Fakat içinde tuttuğu gerçekler insanı olumsuz duygulara sürükler ve bu durum zamanla ilişkiye zarar verebilir. Sonucunu göze alarak gerçekleri söylemesi en doğrusudur.

    Birey için geçmiş yaşantıları veya özgüven eksikliği gibi ilişkilerinde güvensizliğe ve beraberinde bağlanma sorunlarına sebep olan birçok problem söz konusu olabilir. Birey kendi başına aşamadığı, ilişkilerini ve psikolojisini olumsuz yönde etkileyen güven problemi için psikolojik danışman desteği almalıdır.

DUYGULAR VE YANSIYAN DAVRANIŞLAR

İnsan, doğduğu andan itibaren ona eşlik eden, yol gösteren ve anlam kazandıran duygulara sahiptir. İçinde derin ve sayısız duyguya egemen olan, yaşamı boyunca bu duyguları etrafında dönen ve ilişkiler geliştiren insan, duygusal bir varlıktır. Duygu barındırdığı, duygularıyla bağlandığı ve duygularını paylaştığı insanla birlikte duygusal bir ilişki gerçekleştirir. Peki, duygularınızdan aldığınız güçle oluşturduğunuz romantik ilişkilerinizde, birbirinizin duygularının ne kadar farkındasınız, duygusal ihtiyaçlarınıza ne kadar duyarlı davranıyorsunuz ve ne kadarını karşılıyorsunuz? İşte bu noktada bizim için mesele halini alan duygudaşlık kavramının yansımalarına bakalım.

Bu çağın insan ilişkilerinin en kangren tutumlarından birisi de kuşkusuz duyguların geri plana atılmaya çalışılması ve insanlar üzerinde duygu kaçakçılığı veya duygu siparişi yapılmasıdır. Kendi ruhuna yabancılaşmış, duygusuz ve umursamaz davranışlarıyla övünen bir profil oluşturma eğiliminde olan insanlar günümüzde oldukça yaygınlaşmakla birlikte bu tutumlarıyla gurur duymaktalar. Oysa her insanın sevmeye, sevilmeye ve sevildiğini hissetmeye ihtiyacı vardır. Romantik ilişkilerimizde sıklıkla baş gösteren bir sorun halini almakta olan sevildiğini hissetme ihtiyacı, bireye ve ilişkilere birçok olumsuz duygu durumu yaşatmakta. Öyleyse romantik ilişkilerimizin birçok açıdan sağlıklı olması ve doyuma ulaşması için öncelikle belirtmek isterim ki; bireyler birbirlerinin karşılıklı duygusal varlıklar olduğunu unutmamalıdır. İkili ilişkiler içerisinde birbirlerinin duygularını önemsemeli, gerekli ilgi ve hassasiyeti göstermelilerdir.

♥ Duygularınızı ifade etmekten kaçınmayın veya duygularınızı gizlemeye çalışmayın. Sevginizi dile getirmekten korkmayın ve bu konuda gururunuza yenilmeyin. Kelimelerin ve kelimelere yansıyan sevginin gücüne inanın. Paylaştıkça çoğalan sevgiye ve paylaşılan duyguların birleştiriciliğine güvenin. Şefkatinizi ve minnetinizi esirgemeyin. İçten, samimi, açık, saydam bir dil kullanarak memnuniyetlerinizi, ihtiyaçlarınızı, duygularınızı belirtin. Örneğin: ‘Seninle beraber olduğum için çok mutluyum.’, ‘Desteğine ihtiyacım var.’, ‘Sana yalan söylediğim için çok üzgünüm.’,’ İyi ki hayatımdasın.’ gibi cümlelerle kendinizi ifade edebilirsiniz. Sevgi ve saygıda cömert olmayı benimsemeniz sizin ve ilişkiniz için olumlu sonuçlar doğuracaktır.

♥ Birbirinize zaman ayırın ve buna istekli olun. Birbirinizle ilgili yeni oluşumlar, heyecanlar ve planlar içerisinde bulunun. Sosyal bir varlık olan insan, hayatında birçok meşguliyet barındırır. Fakat bu uğraşların arasında zamanınızı duygularınızdan ve ilişkinizden azade kılmamaya çalışın. Önceliklerinizin farkında olun ve keyfi bahaneler yaratıp onlara sığınmayın. Karşılıklı olarak vakit ayırarak birbirinizi önemsediğinizi gösterin. İlişkinize ve ilişki içinde bulunduğunuz insana karşı ilgili, istekli olun ve davranışlarınıza yansıtın. Davranışa yansımayan duygu ve düşüncelerin inandırıcılığı kısıtlıdır. Örneğin; çiçeğinizi çok sevdiğinizi söyleyip onu sulamayı unutursanız ve yahut isteyerek ve severek edindiğiniz kedinizi aç bırakırsanız, onlara olan sevginizin inandırıcılığı azalır ve hatta yok olur diyebiliriz. Sevginizi ve duygularınızı ihmal etmeyin. Zaman kısa ve yol uzun. Yarından ödünç almayın.

♥ İlişki içerisinde bencil davranmayın. İlişki ‘işteş’ bir fiildir. Birbirinizin istek ve beklentilerini, düşünce ve duygularını önemseyerek davranışlarınıza yansıtın. Birbirinize istediklerinizi ve istemediklerinizi, rahatsız olduğunuz durumları ve bu durumlara ilişkin duygularınızı açıkça ifade edin. Hayır diyebilin, zorunda hissetmeyin ve benliğinizi ortaya koyun. Birbirinizi ve duygularınızı suiistimal etmeyin. Gerektiği zaman rahatınızı ve konforunuzu bozmaktan çekinmeyin, verici ve fedakarlıktan uzak olmayın, değişimlere açık olun ve empati yapmayı unutmayın.

♥ Birbirinize destek olun ve birbirinizi cesaretlendirin. İlişki içerisinde bulunduğunuz insanın sorunlarını küçümsememeye özen gösterin. Zor zamanlarda birbirinizin yanında olun ve zorlukların üstesinden birlikte gelebilmek için çabalayın. Birbirinizi anlamaya çalışın, anlayışlı olun ve yalnız bırakmayın. İlişki içerisinde bulunduğunuz kişinin tüm sorunları tek başına çözebileceği ya da hiçbir sorunu çözemeyeceği inancından uzaklaşın. Yaşanan olumsuz durumlarda destek olduğunuz gibi yaşanabilecek olumlu durumlarda da birbirinizi cesaretlendirin. Ona olan inancınızı ve güveninizi hissetmesini sağlayın.

♥ Birbirinize karşı kırıcı söz ve hareketlerde bulunmayın. Saygı ve nezaketten uzak davranışlar sergilemeyin. Kelimeler önemli ve hayatidir, kullandığınız kelimelere dikkat edin. Birbirinizi aşağılama, yargılama, utandırma, suçlama gibi kasti yapılan olumsuz davranışlardan sakının. Ve yahut farkında olmadan yapılan olumsuz davranışlar içerisinde de bulunmayın. Örneğin; özensiz davranma, kaba davranma, kişisel sınırları ihlal etme gibi. İnsanlar birbirinden birçok yönde farklılık gösterebilir. (Kişisel özellikler, düşünceler, tutumlar vs.) Bu farklılıklara saygı duyun ve kabul edin. Doğru bir iletişimle ortak bir çözüm arayışında bulunun. Ve ilişkinizde karşınızdaki bireyin her türlü hatayı tolere etmesi gerektiği inancına bürünmeyin. Kırmamaya ve kırılmamaya özen gösterin. Çatışma esnasında veya gündelik yaşantınızda birbirinize karşı yüksek sesten, iğneleyici sözlerden, rahatsız edici mimik ve jestlerden uzak durun. Mizah adı altında alay etme, dalga geçme ve küçük düşürme gibi karşınızdaki kişinin benlik algısını ve duygularını zedeleyecek tutumlar sergilemeyin. Birbirinize karşı kibar ve nazik olun.  Örneğin; ‘Telefonla oynamayı bırak artık.’ demek yerine ‘Çok sıkılıyorum. Beraber film izlemeye ne dersin?’ diyebilirsiniz. Ayrıca ricanız hemen gerçekleşmeyebilir, zaman tanıyın. Teşekkür etmeyi ve özür dilemeyi önemseyin. Birbirinizin davranış veya çabalarına değer vererek takdir edin ya da gurur duyduğunuzu belirtin. Örneğin; ‘Sonuç her ne olursa olsun gösterdiğin çabadan ötürü seninle gurur duyuyorum.’ diyebilirsiniz. Problemlerinizi veya rahatsızlıklarınızı ona sorular sorarak çözmeyi deneyin. Doğru zaman ve doğru sorularla etkileşimde bulunursanız farkında olmadığınız veya istediğiniz cevapları alabilir, çatışma yaratmadan sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Örneğin;’ Anlayamıyorum, farkında olmadan yanlış bir şey mi yaptım?’,’ Bana anlatmak istediğin bir şey var mı?’ gibi soru cümleleri kurabilirsiniz.

♥ İlişki içerisinde birbirinizin davranışlarını veya tepkilerini olduğundan farklı durumlara yormayın ve keyfi çıkarımlarda bulunmayın. Mevcut sorunları geçmiş yaşantılarla ilişkilendirmeyin. İçinizdeki olumsuz duyguları mevcut sorunu bahane ederek ortaya çıkartıp intikam almayın. Genellemeler yapmayın. Örneğin:’ Sen zaten hep böyleydin.’,’ Hatamı kabul ettiğim halde bilerek sürekli başka sorunlar yaratıyorsun’,’ Senin amacın ne ayrılmak mı istiyorsun?’ gibi cümleler kurmamalısınız. Olaylar karşısında birbirinizi yıkıcı ve yıpratıcı tepkiler vermeyin. Yaşananları abartılı şekillerde ele almayın ve soğukkanlı olun. Ayrıca anın şiddetli duygularıyla birbirinizi yargılayıcı aşırı tepkiler vermekten kaçınmalı, yaşananlardan sadece karşı tarafı sorumlu tutmamalı ve ‘acaba’ diyerek kendinizi de sorgulayabilmelisiniz. Eleştiri ya da suçlama olarak algılanan değerlendirmeler yapmamalı ve sözcükleri ifade biçiminize dikkat etmelisiniz. Birbirinize üstünlük kanıtlama ve utandırıcı, kırıcı öğütlerde bulunmayın. Düşünce eksikliğine dikkat edin. Hiçbir ilke değişmez olmadığı gibi hiçbir davranışın da tek bir nedeni yoktur ve unutmayın ki sağlıklı iletişimin zemininde iyi niyet yer alır.

♥ İlişkiniz içerisinde kendinizi ve sorunlarınızı karşı tarafla paylaşmadan anlaşılma beklentisi içerisine girmeyin. Romantik ilişkilerde sıkça gözlemlenen ve iletişim yetersizliğinden kaynaklı oluşan bu durum ilişki ve birey için birçok olumsuzluğa yol açmaktadır. Birey mevcut sorunları ve bu sorunların doğurduğu duygu ve düşünceleri karşı tarafla net bir şekilde paylaşmalıdır. Bazen etkileşimde bulunduğunuz insan sorunun ve sizdeki değişimin farkında olmayabilir. Sorunlarınızı dile getirmekten ve yüzleşmekten kaçınmamalısınız. Unutmayın ki insan yaşarken anlaşılmaya mecbur olan bir varlıktır. İlişki içerisindeki sorunlarınızı karşınızdaki bireyle paylaştıktan sonra ise haklılık inancıyla içinize kapanmak ve aranıza görünmez duvarlar örmek yerine yapılandırmacı davranmalısınız. Çözümü karşı taraftan beklemek büyük yanılgıdır ve çoğu zaman işe yaramaz. Çözümü birlikte yaratmaya çalışmalısınız. Ayrıca uzun süre işlevsiz naz yapmak ve yakınlaşmaya karşılık vermemek hoş olmadığı gibi küslükleri uzatmak da ilişkiniz için olumsuz sonuçlar doğurabilir.

♥ Birbirinize karşı sabırlı ve anlayışlı olun.  İlişkinizle ve etkileşimde bulunduğunuz insanla ilgili birçok sorunla karşı karşıya kalabilirsiniz fakat önemli olan karşılaştığınız bu sorunlara ilişkin nasıl bir yol izleyeceğinizdir. Öncelikle karşı tarafı suçlamak veya aşağılamak yerine, onu ve yaşanan durumu anlamaya ve hoşgörülü davranmaya çalışın. ‘Bunu nasıl yaparsın!’, ’Bıktım artık senin sorunlarından.’,’ İşte sen böyle bir insansın.’ gibi cümleler kurmaktan sakının. Kendinizi karşı tarafın yerine koyarak yaşanan olayların ona nasıl hissettirdiğini ve nasıl etkilendiğini anlamaya çalışın. Düşüncesizce, umursamaz ve kırıcı tutumlar yerine içten, samimi ve hoşgörülü bir yaklaşım sergileyin. Doğru bir iletişim kurmanız, uzlaşmacı davranmanız ve sabırlı olmanız bu noktada çok önemli. Birbirinizden şikâyet etmek, sızlanmak ve yakınmak gibi hoş olmayan yıpratıcı eylemler sergilemeyin. Birlikte geliştirdiğiniz ilişkiye ve sevginin aktif gücüne inanın, birbirinize kusurlarınızı düzeltmek için fırsat tanıyın, sabırlı olun.

♥ İlişki içerisinde olduğunuz gibi davranmaktan, kişiliğinizi yansıtmaktan ve benliğinizi ortaya koymaktan çekinmeyin. İsteklerinizi, beklentilerinizi, fikirlerinizi özgürce dile getirin. İçinizden geldiği gibi davranışlar sergileyin. Rol yapmayın ve kendiniz olduğunuz için endişelenmeyin. En önemlisi de kendi mutluluğunuzu ihmal etmemeye özen gösterin. Unutmayın ki ilişkiniz içerisinde mutlu değilseniz karşı tarafı da mutlu etmeniz mümkün olmayacaktır.

♥ Birbirinizin kişisel alanlarına ve sınırlarına özen gösterin. Karşınızdakinin kendisiyle, ailesiyle veya kendi sosyal çevresiyle zaman geçirmesine izin verin. Arkadaşlarıyla akşam dışarı çıkmak istediği için olumsuz davranışlar sergilemeyin. Sürekli birlikte vakit geçirmek zorundaymışsınız gibi davranmayın. İlişki içerisinde birbirinizi düşünmenize, özlemenize ve yeni fikirler üretmenize fırsat sağlayan ayrı geçirdiğiniz zaman dilimleri de olmalıdır.

 ♥ Cinselliği önemseyin. Cinsellik ilişkinin önemli bir parçasıdır. İlişkinin merkezine konulmaması gerektiği gibi göz ardı da edilmemelidir. İnsan cinselliği, cinsel birleşmeyi de kapsayan çok geniş bir duygusal yaşantı alanıdır. İsteğe bağlı olan cinsellik ve eylemleri tamamen kişiseldir. Cinsel isteksizlik önemli bir sorundur, biyolojik ve psikolojik nedenleri olabilir.

♥ İlişkinizi ilgilendiren konularda tek başınıza kararlar almayın. Birbirinizle paylaşımlarda bulunun. Birbirinize danışarak ve fikir alışverişinde bulunarak ortak kararlar verin. Böylece ilişkinizdeki güven ve dayanışmayı arttırabilirsiniz.

KISKANÇLIK

Kıskançlık, birçok tanımını yapmanın mümkün olduğu fakat en genel haliyle paylaşamama ya da sahiplenme duygusudur. Başkalarının sahip olduklarının neden kendisinde olmadığının sorgulanması veya kendisinde olanları kaybedeceğine dair şüphe, kurgu veya korku anlamına gelir. Ve yahut sevilen kişinin bir başkasını tercih edebileceğinin ve onu daha fazla sevebileceğinin düşünülmesi, diğer bireylerden üstün olma ve daha fazla sevilme isteği gibi durumları içerir. Romantik ilişkilerde sıkça karşılaştığımız kıskançlık olgusu, ilişki içerisindeki bireyler için oldukça rahatsız edici ve tehlikeli bir sorun halini almakta. İkili ilişkilerde başlarda hoş karşılanabilen bu sahiplenme duygusu belirli bir dereceye kadar normal algılanabilir. Çünkü kıskançlık insanın doğasında var olan bir olgudur. Fakat zamanla birey kıskançlığın şiddetini ve sıklığını arttırarak karşısındaki bireyi kontrol etmeye, baskı altına almaya, saplantılı ve tehlikeli davranışlar sergilemeye başlarsa yaşanan duygu normallikten uzaklaşarak patolojik bir hal almakla birlikte bireyler için son derece tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Temelinde güvensizlik ve yetersizlik gibi duyguları barındıran kıskançlığın oluşmasında bir diğer etkili neden olan kaybetme korkusu, romantik ilişkilerde sıkça karşılaşılmasına yol açar. Günümüzde birçok üzücü ve sarsıcı habere konu olan romantik ilişkilerdeki kıskançlığın ulaştığı boyutlar, çok sevmekten kaynaklanan bir durum değildir. Bireyin sevdiği insanı kaybetme korkusu hissetmesi oldukça normal olduğu gibi çok kıskanmasını çok sevmesiyle bağdaştırmak oldukça yanlıştır. Çiftler için aşılması güç olan bu olgu, kıskançlık duygusuyla başa çıkmaya çalışan birey için öfke, mutsuzluk, çaresizlik ve değersizlik gibi yıkıcı birçok olumsuz duygu durumuna sebep olmaktadır. Aynı zamanda süreç içerisinde hırpalanan, zorlanan ve huzursuz edici olaylara maruz kalan kıskanılan kişi için de birçok psikolojik rahatsızlığa yol açar.

Ancak belirtmek isterim ki belirli bir seviyede kıskançlık doğal bir duygudur. Bireyler kıskançlıkları yüzünden kendilerini suçlamamalı ve alıkoymamalılardır. Romantik ilişkinizde bu olguyu sağlıklı bir şekilde yaşamak ve sorun halini almasını önleyerek üstesinden gelebilmek için sizin de yapmanızı gerektiren davranışlar da bulunmakta. Beklentilerinizi, fikirlerinizi ve sınırlarınızı ilişki içerisindeki bireye net bir şekilde ifade edin. Birbirinizin kıskançlığına sebep olabilecek davranışlardan kaçının ve karşınızdaki bireye gerekli ilgi, sevgi ve aidiyet duygusunu gösterin. En önemlisi ‘biz’ ve ‘bir’ olma duygusunu birbirinize hissettirin.

KOŞULSUZ KABUL VE SEVGİ

Sevginin ilk şartı olan koşulsuz kabul, romantik ilişkilerde iyileştirici ve mutlu edici bir etkiye sahiptir. Koşulsuz kabul, etkileşimde bulunduğunuz bireyin benliğine saygı duymak, aşağılamamak, eleştirmemek, kendi istekleriniz doğrultusunda değiştirmeye çalışmamak, onu olduğu haliyle kabul etmek demektir. Koşulsuz sevgi ise hiçbir çıkar, kazanç ve sebep olmaksızın, karşılıklı olması gözetilmeden bireyi sevmek demektir. Bireyler romantik ilişkilerini koşulsuz kabul ve sevgi çerçevesinde gerçekleştirmeli ve geliştirmelidir. Sahip olmadıkları özelliklerinden dolayı birbirlerini hor görmemeli ve yadsımamalılardır. Aksi takdirde koşulsuz kabulün olmadığı ilişkilerde bireyler birçok problemle ve olumsuz duyguyla başa çıkmaya çalışmak zorunda kalırlar. Benlik algısı ve özgüven sorunu, suçluluk hissi, kendine olan inanç eksikliği ve sorgu çatışmaları gibi pek çok yaralayıcı ve yıkıcı duygu durumuyla zedelenebilirler. Bireyler birbirlerinin kusurlarını aramakla meşgul olmayıp iyi ve güzel olanı görmeye, paylaşmaya çalışmalılardır. Bu sayede ilişkilerinde mutluluğa ve doyuma ulaşabilirler.

AFFETMEK

Uzun süreli romantik ilişkilerde bireylerin birbirlerine karşılıklı olarak hoşnutsuzlukları olabilir. Bireyin affetmeyi bilmesi ve başarabilmesi gerekir. İçsel ve kişilerarası bir süreç olan affetmenin kolay bir şekilde gerçekleşmesi beklenemez. Kişilik özellikleriyle de ilgili olan, romantik ilişkilerde karşı tarafın sebep olmasıyla kırılan bireyin affetmeyi başarabilmesi yaşadığı olumsuz duygu, düşünce ve davranışlardan arınarak ilişkideki engelleri ortadan kaldıran zorlu bir sürecin aşılması yoludur. Zaman zaman hata yapabilen bireyler, samimi ve içten bir ifadeyle özür dilemeli, üzüntüsünü ve pişmanlığını dile getirmeli ve bu hatasından ders çıkarmalıdır. Haksızlığa maruz kalan ve incinen birey, birçok soru ve karmaşanın içerisinde kalabilir. Fakat karşı tarafın sürünmesini istemekten, yaptığı hatadan ötürü karşısındaki insanı sürekli rencide edici davranışlarda bulunmaktan kaçınmalı ve eğer affederse suiistimal edileceği gibi hatalı varsayımlarda bulunmamalıdır. Sevginiz ve ilişkiniz sınavlara tabi olabilir, yorulduğunuzda bırakmak yerine dinlenmeyi öğrenmelisiniz.

İnsan af dileyebilir, affedebilir ve daha farklı davranmaya çalışabilir. Sevgi her şeyi affeder mi? Bilemeyiz. Fakat kayıt tutmadıklarını ve zamanın çoktan sildiği bir hata için cezalandırmadıklarını bilebiliriz. Bir kitapta okumuştum; ‘Affetmek sadece, ‘Evet, hata yaptın ama kalbimde senin için hala yer var’ düşüncesini kabul etmektir.’ Diyordu. Oysa kalbimize hükmeden zaten kalbimizle bağlandığımız insana kalbimizde oluşturup verdiğimiz sevgi değil miydi?

EMEK VE ÇABA

Eric Fromm, “İnsan, uğruna emek harcadığı şeyi sever ve insan sevdiği şey için emek harcar. Bir ilişkide çaba yoksa, o ilişki hiçbir zaman meyve vermez.” diyor kitabında.

İlişki emek ister ve sağlıklı bir ilişki geliştirebilmek için en önemli gereklilik çabadır. Sevgi ve emek ayrılmaz bir bütündür. Karşılıklı çaba ve istek olduğu takdirde her sorun doğru iletişim ile çözülebilir. Romantik ilişkilerinizde birbirinizi anlamaya çalışmak, saygı ve güven duymak, koşulsuz sevgi içerisinde olmak, empati yapabilmek, dürüst ve ilgili olabilmek, çatışmaları yönetebilmek, affedebilmek gibi birçok durumda emek ve çaba gösterdiğiniz takdirde olumlu sonuçlar alabilirsiniz. Vicdani yükünüzü hafifletebileceği gibi zahmetli de olabilen emek, karşılıklı olarak romantik ilişkilerde kaçınılmaması gereken bir olgudur. 

Sonuç olarak: Bireyler, romantik ilişkilerini sağlıklı bir nitelikte yürütebilmesi için yukarıda bahsi geçen tespitleri dikkate almalı ve ilişki içerisinde sergilemelidir. Fakat bilinmelidir ki ilişkiler başladığı gibi son bulabilen de bir oluşumdur. İstenilen mutluluk her zaman elde edilemeyebilir. Birey yaşadığı düş kırıklığını kabul edebilmelidir. Bazen ilişkiler sürdürülemeyebilir ve bir ilişki, içerisindeki bireyleri mutsuz edip hayatlarını olumsuz yönde etkilemeye başladığında ayrılabilmesi ve yeni tecrübelere fırsat vermesi, birey için sağlıklı bir davranış olacaktır. Yaşanılan sorunlara rağmen ilişkinin sürdürülmesindeki ısrar bireylerin ve ilişkinin yıpranmasına, zarar görmesine sebep olur. Bireyler arasında ortak paylaşımlar bittiyse, ilişki bireyi mutsuz ediyorsa, zedelenen duygu ve görüşler rahatsız edici bir hal aldıysa ve ilişki bireylerin psikolojisini olumsuz yönde etkiliyorsa ilişkinin bitirilmesine karar vermekten çekinilmemelidir. Kendini yenileyebilen bir varlık olan insan bu durumla baş etmeyi öğrenmeli ve ihtiyaç duyduğunda profesyonel bir yardım almaktan kaçınmamalıdır.

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın