Donna FREITAS- MUTLULUK ETKİSİ (THE HAPPINES EFFECT)


Psik. Dan. Yunus ERGEN

Her ne pahasına olursa olsun ‘’sosyal medyada mutlu görünmek’’.

Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber özellikle gençlerde ve ergenlerde narsisizm ve siber zorbalık , hayatlarının istetemedikleri bir yerlerinde güçlü bir şekilde yer edinmeye başladı. Gençler, düşünce fikir ve duygularını sosyal medyadaki diğer insanlarla paylaşmak zorunda hissediyor… Sosyal medya öyle ya da böyle bir neslin mükemmel görünmesini sağlıyor;

herkes mutlu hiç üzgün insan yok herkesin öz-saygısı çok yüksek!

Amerikalı yazar-bilgin Donna Freitas ise bu durumu yaptığı araştırmalar neticesinde şöyle değerlendiriyor; gençlerin endişe duydukları en güçlü şey veya konuşmak istedikleri şey sadece ‘’mutluluk’’.

Bu araştırma gerçekten çok ilginç bir şey ortaya çıkardı: Sosyal medyada mutlu görünmenin önemi yani başlıkta belirtilen “mutluluk etkisi”, yazarın, insanların özellikle bu durumda olan gençlerin, önemli ölçüde nasıl mutlu görünürüm arayışında oldularını ortaya koydu. Sosyal medya, herkesin “en sevilen” arayışı içinde, en iyi sanal sunumlarını sunmak için kendilerini baskı altında hissettiği bir dünya yarattı.

Bu gençler mutluluğu büyük baskı ve tehlikeler barındıran sosyal medyada arıyor ve kendilerini risk grubunun içinde buluyorlar. Daha sonra aradıkları şeyi yani mutluluğu bulamayınca kendilerini diğer insanlardan daha aşağıda görüyorlar ve gençler büyük bir endişeye kapılıyorlar. Tehlike sinyalleri…

Hayatlarında her olup biteni paylaşan bu gençler içinde bulundukları anda olmasa bile ilerde onlara büyük problemler oluşturacak sorunların temelini atıyorlar.

Donna Freitas farklı kökenlerden gelen gençlerle yaptığı samimi konuşmalar neticesinde; sosyal medya mecrasında yer alan en popüler ya da bu popülerite içerisinde yer alan kendine öz-saygısı yüksek kullanıcılarda bile bu durumun ortaya çıktığını bizlerin gözleri önüne sürüyor.

Freitas yine belirtiğine göre bazı anonim platformlarda ırkçılık ve kadına şiddetin iç karartıcı bir çöplük gibi yer edindiğini söylüyor. Bu durum ülkemizde de çok farklı değil.

Gün geçtikçe insanlar kullandıkları akıllı telefonların da büyük etkisiyle sosyal medya bağımlılığının artması geri döndürülemez bir durum gibi görünüyor ve bu durum bir nevi aşk-nefret ilişkisi meydana getiriyor.

Gençlerin ve ergenlerin ki bence halkın büyük bir kısmı popüler olma manşet olma isteğiyle yaşıyorlar. Benliklerini , öz-saygılarını ne kadar beğeni aldıkları ve ne kadar takipçiye sahip olduklarıyla ölçüyorlar. ‘’İnsanlar kendilerinin en iyi versiyonunu paylaşıyor ve bunu kendimizin en kötü versiyonuyla karşılaştırıyoruz.”. Onlara göre sosyal medya mutluğu açılan bir pencere.

Sizce de öyle değil mi?

By PDR Gazetesi

Türkiye’nin ilk PDR Gazetesi. Ruh sağlığı alanının en yetkin meslek grubu olan PDR'den haberlerin, etkinliklerin bulunduğu platform.

Bir Cevap Yazın